5 Kasım 2013 Salı

kasım'da eylül yazısı

2 on 2
Yıldırım iki kez aynı yere düşmez der işi bilen adamlar.
Gereken ortam ve koşullar değişmiştir çünkü.
Doğanın neden sonuç ilişkisi taammüden işlemiyordur üstelik.
Ardışık bir planın yürütücüsü değildir.
İklim, zaman, zemin gibi nesnel ve tabii unsurlardır belirleyici olan.
Ne bileyim, böyle şeylerdir herhalde.
Varsın tümden mecazî olsun bu sözün karşılığı, ne gam.
Felsefi yerden bakınca da “aynı nehirde iki kez boğulamazsın” olsun.
“Aynı kiraz dalı bir kere bile sallanmaz aynı rüzgârla.” diye şiire versin bir yanını.
Değişen bir şey yok.
Ve fakat bu söz bu gün, yani 12 Eylül itibariyle bizi anlatmaz dostlar.
Aynı tarihte ve aynı yere iki kez düşmüştür o melun şey.
Veya biz aynı nehirde hem de aynı günde iki kez boğulduk gittik.
Üstelik Çiko’nun da dediği gibi çalışılmış ve gol olması kesin pozisyonlardı onlar.
12 Eylül 1980
ve
12 Eylül 2010
Bir memleketin iki kez vurulduğu tarih.
Bu iş bitti zannettiler.
Ama bakın bitmedi, mukavemet gösteriyor vatan, de ki bir ağaç veya orman…
Hem,
Sadece bizim turuncu futbolda geçerli değil bu söz;
Biz bitti demeden bitmez!

Eh, bu devran da her zaman böyle gitmez.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme